Gülin İyigün, ilk orta ve lise öğrenimini Ayazağa Işık Lisesi’nde, üniversite öğrenimini ise Bilgi Üniversitesi İletişim bölümünde tamamlamıştır.
İpek Bilgin başta olmak üzere yabancı ve Türk pek çok farklı hocayla çalışmış olan Gülin İyigün, 1983 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir.
İlk orta ve lise öğrenimini Ayazağa Işık Lisesi’nde tamamlayan Gülin İyigün, 2005 senesinde Bilgi Üniversitesi İletişim bölümünden mezun olmuştur.
İleri seviyede yoga yapan Gülin İyigün, 2015 yaz sezonunda Fox Tv’de yayınlanan Şehrin Melekleri dizisinde rol almıştır. İyigün, Şehrin Melekleri dizisinde Komiser Seçil karakterini canlandırmıştır.
Tabanca, bıçak ve kılıç gibi silahları kullanabilen Gülin İyigün, iki sezon önce TRT’de uzun yıllar yayınlanan Seksenler kadrosuna dahil olarak büyük beğeni topladı.

Gülin İyigün geçtiğimiz sezon ise yine çok uzun yıllardır severek izlenen Çocuklar Duymasın dizisinde Tutku rolünü canlandırdı. Rolünü çok başarı ile canlandırmış olacak ki oynadığı karakter sayesinde yolda çevirip küfür edenler dahi oldu.

İyigün, savaş sanatlarına ve farklı dans türlerine ilgi duymaktadır.

İşte Gülin İYİGÜN’ün Tutku karakterini canlandırırken verdiği röportaj;

Tutku karakterine dönüşmen kolay oldu mu, seni zorladı mı?

Açıkçası benim için müthiş bir deneyim oldu. Birbirine zıt karakterlerdeki rolleri oynamayı çok seviyorum. Seksenler dizisinde Funda gibi bir rolü oynadıktan sonra, Tutku gibi bir karakteri canlandırmak istiyordum. Bunun mesleki anlamda gelişebilmek için önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle Seksenler’den sonra Çocuklar Duymasın’ın Tutku’su olmak çok özel bir şans oldu.

Diziyi izleyenler Haluk (Tamer Karadağlı)’u baştan çıkarmaya çalışınca sana nasıl tepki gösterdiler?

Çocuklar Duymasın 17 yıldır ekranlarda devam eden, herkes tarafından çok sevilen ve benimsenmiş bir proje. Bugüne kadar ilk defa Meltem ve Haluk’un arasına bir kadın girmeye çalıştı. İzleyiciler Meltem ve Haluk aşkına o kadar çok sahip çıktı ki, aldığım tüm tepkiler sanki izleyicilerin kendi hayatlarında yaşanıyormuş gibi derin, duygusal ve öfkeliydi.

Aşık ve tutkulu bir kadın tehlikeli midir?

Aşık ve tutkulu bir kadın doğru ve dengeli bir ilişki içinde son derece besleyici yaratıcı ve mutlu olabilir. Enerjisiyle kendini ve etrafındaki herkesi destekleyebilir. Ama kendine ait olmayan bir hayatı ısrarla elde etmeye çalışan bir kadın, yalnızca kendisi için bir tehlike unsurudur. Bence böyle bir çaba, bir insan için enerji ve zaman kaybıdır. Bir kişinin yapabilecekleri, karşısındaki insanın duruşuyla da çok ilgilidir.
Hayatta her zaman, herkesin ilk önce kendisiyle yüzleşmesi ve kendisini anlaması gerektiğine inanıyorum.

Tutku’ya hak verdiğin yanlar var mı?

Tutku’nun seçimleri bana göre değil ama o şu anda derin bağlar kurduğum biri, onu asla yargılayamam. Tutku, Haluk’un hayatına girmek istediğinde o zaten Meltem’le boşanma aşamasındaydı. Onun için en temel motivasyon bitmek üzere olan bir ilişkide aşık olduğu adama zor günlerinde destek olmak ve süreci hızlandırmaktı.

İzleyenlerin tepkisi seni üzdü mü sevindirdi mi?

Tutku genel çerçevede kimse tarafından, özellikle kadınlar tarafından onaylanacak ve sevilecek şeyler yapmıyor. Seçimleri herkesi çok rahatsız etti. Bu kadar büyük tepkilerle karşılaşmak rolüm adına beni sevindirdi.

Reytingleri düşüşe geçen Çocuklar Duymasın dizisini kimilerine göre Tutku karakteriyle seyirciyi ekrana bağlayan senin çabaların kurtardı… Ne dersin?

Çocuklar Duyması’nın bu sezon da ekranda olmasının en önemli nedeni çok güçlü bir ekipten oluşması ve sadık bir izleyici kitlesine sahip olmasıdır. Senaristimiz ve yapımcımız Birol Güven, bu yıl Tutku karakterinin dizinin bir parçası olmasına karar verince ben de hikayeye en doğru şekilde hizmet edebilmek için çalışmaya başladım.

Meltem, Tutku’nun tüm yalanlarını ortaya çıkarmıştı. Herkes Tutku’nun gittiğini sandı ama Tutku bambaşka bir şekilde geri dönüyor, üstelik Havuç’un arkadaşı olarak. Sence başarılı olabilecek mi?

Tutku çok hırslı ve tuttuğunu koparan biri. İstediği her şeyi elde etmeye, karar verdiği her şeye sahip olmaya alışmış bir kadın. Bunun için yaşamındaki herşeyi seferber ediyor. Haluk’a aşık ve onu elde etmek için her ne yapabiliyorsa gerçekleştirmeye çok hazır. Meltem tarafından tüm oyunlarının açığa çıkarılması ve herkes tarafından kovulması onu eskisinden daha da hırslandırdı. Şu anda görüntüsünde büyük bir değişim yaşadı ve tekrar Haluk’un hayatına girmeyi planlıyor. Saçlarını kısacık kestirip sarıya boyadı. Göz rengi, diş yapısı ve makyajıyla da artık tanınmamak üzere farklı biri. Tutku herkesin hayatına Alev olarak geri dönüyor. Bunun için onunla tanışmamış olan Havuç’la arkadaş olmayı seçti. Haluk’u kazanmak için neler yapacağını hep birlikte göreceğiz.

Saçlarını bugüne kadar hiç boyatmadığını ve bu kadar kısa kestirmediğini biliyoruz. Böyle radikal bir değişiklik seni nasıl etkiledi?

Kendi hayatımda her zaman doğallıktan yanayım. Gerekmedikçe makyaj yapmam, saçlarımı boyatmam. Ama meslek aşki işte, rol için hikayeye hizmet edecek ne gerekiyorsa elimden geleni yaparım.
Tutku, Alev’e dönüşerek yoluna devam edecek ve tanınmamayı hedefliyor. Dolayısıyla görüntümü tamamen değiştirdim.

Fettan ve vamp karakterin üstüne yapışmasından korkmuyor musun?

Her proje, her karakter kendine özeldir. Oynadığım hiçbir rolün yapısıyla ilgili korku beslemiyorum. Tutku’dan önceki ve Tutku’dan sonraki karakterleri de seviyorum. Bir karakter yapısının üstüme yapışmasından korku duymak sadece bir varsayım olur…

Oyunculuk dışında bir de yoga hocalığı yapıyorsun…

Yoga hayatıma çok küçük yaşlarda bir kaç kez farklı zamanlarda girdi ama kalıcı olmadı. İlginçtir ki sezgisel olarak ileride hayatımda bir yoga disiplinin olacağını biliyordum. En son 2009 yılında yoga derslerine girmeye başladım ve benim için temelde kalıcı bir disiplin oldu. Kendi yaşamımda fiziksel ve ruhsal olarak pek çok faydasını gördüm. Başkaları da faydalansın diye insanlara sürekli yoga yapın diye anlatıyordum. Sonra bunu artık anlatmaktan çok uygulamalıyım dedim ve ikinci bir meslek edindim. Hocalık eğitimi aldım ve ders vermeye başladım.

Yogaya devam mı?

Elbette… Her gün aşkla yogayı uygulamaya ve paylaşmaya devam ediyorum.

Yoganın somut olarak insana ne gibi faydaları var? Geçim sıkıntısına, kavgaya, gürültüye de faydası olabilir mi?

Yoganın faydalarını anlatmak sonsuza dek sürebilir. Ama özetlersek; Yoga pratiği sayesinde bedenimiz esner ve sinir sistemimiz rahatlar. Hormon salgılarımız düzenlenir ve kaslarımız güçlenir. Esnekliğimiz ve içerden uyandırdığımız gücümüz sayesinde, bedenimiz açıldıkça, günlük hayatın temposunda kendimizle unuttuğumuz bağı yeniden kurarız. Yaşam enerjimiz yükseldikçe, bedenimizle birlikte psikolojimiz de zaman içinde değişmeye başlar. Kavga gürültü geçim sıkıntısı gibi konulara dolaylı yoldan bir etkide bulunabiliyor. Pratikle birlikte kişisel temas derinleştiği için, benlik değişmeye başlıyor ve dış dünyadaki olaylara bakış açımızı, tepkilerimizi değiştirebiliyoruz.

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunusun, oyunculuk serüvenine nasıl başladın?

Hayat boyu çok seveceğim ve koşarak gideceğim bir iş istiyordum. O sırada hayatıma sağlık sektöründen bambaşka bir iş geldi. Uzun saatler eğitim veriyordum. Eğitim verirken sahneyi nasıl daha iyi kullanabilirim diye düşünürken tamamen kendi kişisel gelişimim için oyunculuk eğitimi almaya başladım ve aşık oldum. Sonra tüm zamanımı oyunculuğa adadım. Rol alanımı genişletmek için sürekli çalışıyorum. İlk günden beri kazandıklarımı hep eğitimime harcıyorum. Daha sonra menajerimle tanıştım ve deneme çekimlerine yönlendirmeye başladı. O dönem özellikle reklam piyasası çok yoğundu bütün seçmelere gidiyordum. Bunu da eğitimin bir parçası olarak görüyorum. Sabırla, zamanla güzel haberler gelmeye başladı. Reklam filmlerinde, dizi filmlerde ve sinema filminde görev almaya başladım.
Oyunculuğun her anını çok seviyorum. Bu mesleğin tüm sancılı ve verimli süreçlerine hayranım. Bence içinde bir sürü yaşam terbiyesi ve mucize barındıyor.

Bundan sonra oyunculuktaki hedefin ya da hedeflerin nedir?

Ruhun bir yolculuğu olduğuna, yaşamdaki herşeyin bu süreçteki eğitime ve dönüşüme hizmet ettiğine inanıyorum. Benim için oyunculuk bu anlamda çok besleyici oldu. Bu mesleğe aşık olmamdaki nedenlerden biri günlük halimizle alakası olmayan ve yaşam felsefemize uymayan pek çok farklı duygu ve karakter yapısına tanıklık edebilmeyi ve başkalarına da ayna tutabilmeyi, duygularına eşlik edebilmeyi hikayelerle sunuyor olması. Bu büyüleyici. Kariyerimde hep bu bakış açımla ilerliyorum.