İhtiyaç, konut ve taşıt kredileri faizlerinde 9 yıllık süreçte sırasıyla 840 baz puan, 630 baz puan ve 850 baz puan artış yaşandı. Ekonomistler, kısa vadede faizleri düşürmek için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesinin büyük önem arz ettiği görüşünde.

Ekonomi yönetiminin yüksek faiz vurgusu rakamlarda da kendini gösteriyor. Kredi ve mevduat faizlerinde yeni yılda da artış sürerken, şubat itibarıyle faizler 9 yılın en yüksek seviyesini gördü. Şubat 2018 itibarıyla aylık bazda ihtiyaç kredisi faiz oranı yüzde 1,68’e, konut kredisi faiz oranı yüzde 1,22 ve taşıt kredisi faiz oranı yüzde 1,51’e yükseldi.

Küresel finans krizi sonrasında ABD Merkez Bankası (Fed) ve diğer gelişmiş ülke merkez bankalarının uyguladığı genişlemeci para politikalarının sonucu olarak faizlerde tüm dünyada etkili olan düşüş eğilimi, son 3 yıldır merkez bankalarının sıkı para politikası uygulamalarıyla yönünü yükselişe çevirdi.

Gelişmiş ülke merkez bankaları, küresel finans krizinin başlamasının ardından piyasaya likidite sağlayarak, faiz oranlarını aşağı çekerek ve trilyon dolarlık kurtarma paketleri hazırlayarak piyasayı rahatlatmaya çalıştı. Bu dönemde merkez bankaları geleneksel araçların aksine geleneksel olmayan araçları kullanarak piyasaya destek oldu. Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) uygulamaya koyduğu politikalar neticesinde bu ülkelerde negatif faiz seviyeleri bile görüldü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da faiz koridoru, zorunlu karşılıklar gibi geleneksel olmayan para politikası araçlarını kullanarak, krizin etkilerini hafifletmeye çalıştı.

Kriz sonrasında özellikle gelişmekte olan ülkelere milyar dolarlık sıcak para girişi yaşanırken, bu ülkelerde de kredi ve mevduat faizlerinde tarihi düşük seviyeler görüldü. Krizin ardından geçen birkaç yılda piyasalar bol likiditeye alışmışken, dönemin Fed Başkanı Ben Bernanke ilk kez Mayıs 2013’te parasal genişlemenin 2013 sonuna kadar azaltılacağını ve 2014 yılında sonlandırılabileceğini açıklamıştı.

Fed’in parasal sıkılaşmaya başlayacağını açıklamasıyla küresel piyasalarda faiz oranları kademeli olarak artarken, gelişmekte olan ülkelerden de kısmı para çıkışları yaşandı.

Mevduat faizleri yaklaşık 500 baz puan arttı
Türkiye’de de faizler hem yerel hem de uluslararası gelişmelerin etkisiyle son 10 yılda dalgalı bir seyir izledi. Küresel krizin ardından merkez bankalarının genişlemeci para politikasının etkisiyle Türkiye’de faiz oranları tarihi düşük seviyelere kadar geriledi.

TCMB sitesinden derlenen verilere göre bankalarca açılan 3 ay vadeli mevduatlara uygulanan aylık ağırlıklı ortalama faiz oranı Mayıs 2013’te yüzde 6,52 seviyesi ile tarihi düşük seviyesini gördü.

Fed’in Mayıs 2013’teki tahvil alımını azaltacağını (tapering) açıklamasıyla başlayan, Gezi olayları ve 17-25 Aralık operasyonları ile devam eden süreçte mevduat faizleri Mart 2014’te yaklaşık 500 baz puanlık artışla yüzde 11,31’e yükseldi.

2014 yılında mevduat faizleri tekrar tek haneye inerek yüzde 9,05’i görse de Rus uçağının düşürülmesi olayı başta olmak üzere jeopolitik gerilimlerin artması, 15 Temmuz darbe girişimi ve Fed’in faiz artırması tekrar mevduat faizlerinin yükseliş kanalına girmesine neden oldu.

Geçen yıl sonunda 3 ay vadeli mevduatlara uygulanan aylık ağırlıklı ortalama faiz oranı yüzde 13,44’e çıkarken, yeni yılda da yükseliş eğilimi devam etti. 9 Şubat itibarıyla yüzde 13,56’yı gören 3 ay vadeli mevduat faizleri Ocak 2009’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkarak, 9 yılın zirvesinde seyrediyor.