Türkiye’de günlük kiralanan ev sayısı hızla yükseliyor. Sadece İstanbul’da bu sayının 75 bin olduğu söyleniyor.

 

Bu binaların kiralanmasından 3 yılda elde edilen gelir ise 500 milyon doları bulmuş. Eskiden daha çok Kadıköy, Fatih gibi bölgelerde daha çok öğrenci ve turizm ağırlıklı günlük kiralama yaygın iken şimdi ise rezidans projelerinin yapıldığı Esenyurt, Beylikdüzü, Bağcılar gibi bölgeler de bu kiralama çemberine girdi. Emlak kiralama sitelerine bakıldığında çok fazla lüks rezidans projesinin de bu zincire girdiğini görmek mümkün. Otel hizmeti sunan ve ağırlıkla küçük dairelerin yer aldığı rezidanslar genellikle bir otel zincirinin içinde yer alabiliyor. Böyle olunca rezidansları satın alan alıcılar bu dairelerini otele kiraya verebiliyor. Sistem böyle işlediğinde bir sıkıntı olmuyor. Çünkü bu tarz rezidans dairesini birisi kiralamak istediğinde otel prosedürü uygulanıyor. Kişilerden kimlik alınıp kayıtlar yapılıyor. Ancak bu daireleri aldıktan sonra otelden bağımsız olarak alıcıların bireysel olarak kiralamaya gitmesi ise sıkıntıya neden olabiliyor. Türkiye’de günlük ev kiralamaya yönelik bir yasak olmadığı için bu tarz projelere giren çıkanlar güvenlik problemlerine neden olabiliyor. Bu durum Basın Ekspres hattı gibi özelikle rezidans projeleriyle öne çıkan bölgeler için negatif bir tablo olarak çıkabiliyor.

Şirketler nasıl önlem alıyor?
Bazı şirketler bu tarz projelerde bunun önüne geçmek için projeye gelen misafir güvenlik görevlisi eşliğinde gideceği daireye kadar götürülüyor. Bazı firmalar ise satış ofisi gibi emlak ofisleri kurarak kiralamaları belli emlak ofisleri üzerinden yapmaya çalışıyor. Bazı firmalar ise kiralayanlardan findeks raporu ve kefil de isteyebiliyor.

Fiyatları hangi aralıkta?
Otellere alternatif bir konaklama sistemine dönüşen rezidansların internetteki kiralama fiyatlarına bakıldığında günlük kiralama fiyatı ise bölge ve büyüklüğüne göre 50 TL ile 100 TL arasında değişiyor. Bu fiyat aralığı ise bu tarz yapıları cazip hale getiriyor. Yabancı ülkelerde günlük kiralama izni belli bir denetimden geçmiş turizm sektöründe çalışacak kişilere verilebiliyor. Ancak Türkiye’de herhangi bir denetime tabi tutulmadan çok sayıda yapının bu şekilde kullanılması güvenlik riski yarattığı gibi turizm ve otelcilik sektörü açısından da negatif bir etki yaratabiliyor.