Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Elmas,”Konut son 10 yıldır her şeyden daha çok para kazandırdı. Türkiye’nin dinamiklerine bakılırsa gayrimenkul 20 yıl daha kazandırır” dedi.

Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, konutun son 10 yıldır her şeyden daha çok para kazandırdığını belirterek, “Türkiye’nin dinamiklerine bakılırsa gayrimenkul 20 yıl daha kazandırır.” dedi.

Elmas, bu yıl 25. yıllarını kutladıklarını ve bu süreye 127 proje sığdırdıklarını aktararak, konut, ofis, AVM, endüstriyel tesis, hastane ve okul olmak üzere birçok proje gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Elmas, Bursa’da 373 daire ve büyük bir AVM’den oluşan projeyi hayata geçirdiklerine işaret ederek, AVM açılışını 27 Nisan’da, konut teslimlerini ise ağustos ayında yapmayı planladıklarını anlattı.

Sur Yapı olarak bundan sonraki en önemli projelerinin Antalya’da Kepez-Santral Bölgesindeki Kentsel Dönüşüm Projesi olacağını kaydeden Elmas, şunları ifade etti:

“Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesi olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra en çok vaktimizi alacak ve bize heyecan verecek olan proje olacak. Zaten uzun zamandır çalışmalarını Antalya Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü bir proje. Üzerinde çok sayıda hak sahibi var. Hak sahiplerinin büyük kısmı taşındı. Evler yıkıldı, arazi büyük oranda temiz hale geldi. Antalya Büyükşehir Belediyesi projeleri olgunlaştırdı. Bundan sonra biz de proje safhasının içine gireceğiz. Toplamda yaklaşık 15 bin konut olacak. İçerisinde o konutlara hitap eden camiler, okullar, kültürel alanlar, ticari alanlar ve ofisler ile belki teknokent de olabilir. Gerçek bir kentsel dönüşüm projesi… Üzerinde var olan gecekondular yıkıldı. Yaklaşık bin 100 dönümlük bir araziyi yapmış olacağız. Aslında tam bir kent planlaması. 5 bin konut, hak sahipleri ve belediyenin paylarından oluşuyor. Geriye kalan konutlar bize kalıyor. Projeyi yaklaşık 8 yılda bitirmeyi hedefliyoruz.”

Elmas, geleceği görmekte bir problem yaşamadıklarını ancak dalgalı bir zeminde iş yaptıklarını aktararak, “Bugün bazı şeylere sabrediyoruz, yarın da karşımıza çıkacak bazı zorluklara sabretmek durumundayız. Hayat böyle; biraz kolaylık, biraz zorluk. Hep kolaylık ya da hep zorluk değil.” diye konuştu.

Türkiye’nin genel anlamda önünün açık olduğunu, geleceğe emin adımlarla yürüdüğünü vurgulayan Elmas, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun altını birçok şeyle doldurabiliriz. 3 ay, 6 ay ya da 1 sene sonra ne olur gibi bir endişem yok. Sur Yapı olarak kendimize 2016 yılında 6 proje hedefi koymuştuk, 4’ünü tamamladık, 2’sini 15 Temmuz’dan sonra gerçekleştirmiştik. O günün o karanlık ortamında bile biz bu iki projeyi satışa sunma cesaretini gösterdik, inşaatına da başladık. Bugüne geldiğimiz zaman hiç de pişman değiliz. Şu anda 12 projemiz kampanya dahilinde satışta. Daha fazla gayret etmeliyiz, daha sabırlı ve proaktif olmalıyız. Döneme uygun çözümler üretmeliyiz. Bu çerçevede de Ağustos 2016’da sektör olarak belki de ilk defa bütün Türkiye’de fayda sağlayacak bir kampanya başlattık. 15 Temmuz hain darbe girişiminden 15 gün sonra bile bu kampanyayı yapma cesaretini gösterdik. Bütün Türkiye’de algılandı, çok da iyi oldu. Ağustos, eylül, ekim hatta kasım ayının sonuna kadar da son derece iyi bir satış grafiğiyle hem Türkiye ekonomisini hem de gayrimenkul sektörünü taşımış olduk. Hem büyük yatırımcıların psikolojisini pozitife çevirecek bir adım attık hem de daha küçük ölçekli yatırım yapanların yatırımlarına devam etmesini sağlayacak bir motivasyon getirecek ortamı sağlamış olduk.”

“Referandum sonrasında fiyatlarda bir miktar artış yaşanabilir”

Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Elmas, kasım ayından itibaren ABD başkanlığına Donald Trump’ın seçilmesi, dolar kurunun yükselmesi, kaos senaryolarının aralık ayından itibaren tekrar devreye sokulması, terör saldırıları ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not düşürmelerinin üst üste getirilmesiyle Türkiye’nin bir miktar sarsıldığını ifade etti.

“Olur Olur Bal Gibi Olur Kampanyası” ile insanlara pozitif mesaj vermek istediklerine işaret eden Elmas, “Hem kendi satışlarımızı destekleyerek hem de insanlara motivasyon sağlayarak, kârlarımızdan da fedakarlık ettik ve 15 günde çok ciddi satış yaptık. Sonra kampanyamızı Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER), Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) ve Emlak Konut öncülüğünde 240 aya kadar uzatarak genişletmiş olduk. Kampanya ve algı genişleyince etki çok daha büyüdü. Buna vesile olmak bizim için çok güzel oldu. Sektöre de Sur Yapı olarak öncülük yapmış olduk. Referandum yaklaşmış olmasına rağmen insanlar alıyor.” şeklinde konuştu.

Elmas, 2017 yılının ilk iki buçuk ayında 210 milyon lira ciro yaparak, 288 daire sattıklarını belirterek, “Bizim bu yıl 1 milyar lira ciro hedefimiz var. 2016 yılında 650 milyon lira ciro yapmıştık. Yaklaşık yüzde 55 büyüme hedefimiz var. Ciromuz yılın ilk çeyreğinde 250 milyon lirayı bulur diye tahmin ediyoruz.” dedi.

Mart ayından sonra konut fiyatlarında artış yaşanabileceğine işaret eden Elmas, “Talep çoksa arz da bir miktar kısıtlıysa fiyat çok artar ama talep yüksek arz da yüksek ise yani talebi karşılamaya yönelik bir arz varsa o zaman fiyatlar daha az yükselir.” bilgisini verdi.

Elmas, gayrimenkul kampanyalarının stokları erittiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu açıdan bakıldığında fiyatların bir miktar artacağını düşünüyorum. Ayrıca dolar kurunda yüzde 25’lik bir artış söz konusu. Bunun inşaat malzemelerine yansıması yüzde 8-10 bandında. Lüks konutlarda biraz daha fazla, orta sınıf konutlarda biraz daha düşük. Fakat sektör bunu yapamadı çünkü talep oluşturabilme ihtiyacından sebep fedakarlık yaparak büyüdü. Maliyetlerin fiyatlara yansıması bugüne kadar yüzde 2 ya da 3’ü geçmedi. Her şeye rağmen referandumu bekleyen bir kitle var. Bu nedenle referandum sonrasında fiyatlarda bir miktar artış yaşanabilir. Önümüzdeki aylarda sektörde maksimum yüzde 3-4 artış görülebilir. Bu nisan ve mayıs aylarına bölünebilir. Talebi de kırmamak için yavaş yavaş, 2017’nin sonunda yüzde 10’u bulan bir fiyat artışı gelir.”

TL’ye destek olmak için aralık ayında “Dolarını boz, indirimi kap” kampanyası başlattıklarını anımsatan Elmas, kampanyanın, Dolmabahçe’deki terör saldırısına kadar güzel geçtiğini ancak o andan itibaren bir moral bozukluğu yaşandığını ifade etti.

Elmas, 10 günde iyi konut sattıklarını ve iyi de dolar bozdurulduğunu kaydederek, “Yurt dışında çalışan Türklerden talep aldık. 30 bin dolara 10 bin lira gibi bir indirim yaptık. Toplamda yüzde 20 indirim yapıyorduk. Alanlar kâr etti. Hem dolarlarını yüksek fiyattan bozdular hem de her zaman alınamayacak bir indirim aldılar.” şeklinde konuştu.

“Konut son 10 yıldır her şeyden daha çok para kazandırdı”

Altan Elmas, Sur Yapı olarak kendilerinin de gayrimenkul sertifikası çıkarmayı düşündüklerini belirterek, şu bilgileri verdi:

“Geçen sene de çıkarmayı düşünmüştük fakat mevzuattan kaynaklanan engeller karşımıza çıkmıştı, yapamamıştık. O engeller kaldırıldı diye biliyorum, arkadaşlar çalışıyor üzerinde. Sertifikanın önemli bir enstrüman olduğunu düşünüyorum. Gayrimenkul sektörünün ileriye dönük gücünü artıracak, talebi yükseltecek bir zemin oluşturacak. Şu anda İstanbul’da 250 bin liranın, Anadolu’da da 150 bin liranın altında daire yok.

Bu sertifika bize çok daha küçük birikimlerin gayrimenkul yatırımına yönlendirebilme imkanı vermiş olacak. O sertifika üzerinden belirli tanımı yapılmış gayrimenkullerin çok daha geniş bir kitleye konut satma imkanı verecek. Elimizde 12 proje var. Sertifikayı bir kere değil, birden çok yapabilecek bir firmayız. Üzerinde çalışıyoruz. İlk örneğinin TOKİ güvencesinde olması çok önemli. Sektöre güzel bir örnek teşkil edecek. Bizim hedefimiz bu yıl gayrimenkul sertifikası çıkarmak. Belki sonbaharda belki de yaz başında olabilir ikisi de mümkün. Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) izin süreçleri belirleyecek.”

Konutun son 10 yıldır her şeyden daha çok para kazandırdığına dikkati çeken Elmas, “Türkiye’nin dinamiklerine bakılırsa gayrimenkul 20 yıl daha kazandırır. Yapı stokumuz yani içinde oturulmaması gereken konutlar çok eski. Türkiye’de 6 milyonun üzerinde konut oturulmaması gereken seviyede. Senede en iyi ihtimalle 300 binini yıkıp yapabiliyoruz. Daha 300 bine erişemedik, yapabilsek diye düşünüyoruz. Bu da 20 sene yapıyor. İstanbul da bunun aşağı yukarı 5’te 1’i seviyesinde. Bizim gerçeğimiz bu.” yorumunu yaptı.

Elmas, genç ve eğitimli nüfusun Türkiye için büyük bir güç olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Bu sadece konut sektörünü taşımıyor. Türkiye’nin otomotiv sektörünü, tekstil sektörünü, eğitim sektörünü de taşıyor. Biz bu gücü 20 sene daha devam ettireceğiz. Türkiye’de yılda ortalama 700 bine yakın evlilik, 130 bine yakın da boşanma var. Böylece, yıllık 800 bine yakın konut ihtiyacı karşımıza çıkıyor. Üstüne 300 bin de dönüşümden gelen konut ihtiyacını koyunca bu rakam 1 milyon 100 bine ulaşıyor. Yıllık üretimimiz de 900 bin civarında. Stok var çünkü ihtiyacı satamıyorsunuz. Stokların erimesi için insanların konutlara erişebilmesi gerekiyor. Konutlara erişilebilirliği artırmak için faizlerin düşürülmesi gerekiyor. Fed faizi artırsa bile bizdeki faizler hala çok yüksek. Türkiye’ye Batı kaynaklı yabancı girişi azaldı fakat Körfez ülkeleri ile Uzak Doğu’dan ciddi anlamda sermaye girişi var.”

Yeni yapıların trafiği artırdığına yönelik ellerinde bir veri bulunmadığını vurgulayan Elmas, insanların konuta erişebilirlik noktasında sorun yaşarken, otomotive erişimde bir sorun yaşanmadığını dile getirdi.

Elmas, artık hemen hemen herkesin evinde bir araç bulunduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Genel anlamda insanların hem firmaların hem de bankaların sunduğu imkanlarla çok rahat otomobil aldıklarını düşünüyorum. Bu da trafiğe çıkan araç sayısını inanılmaz artırıyor. Bence doğru yaklaşım bu. Yoksa yeni konut projeleri sebebiyle İstanbul trafiği artmıyor. Temel sebep, insanların hızla araç edinmesi. Bizim projelerimiz bazı noktalarda trafiğin sıkışmasına sebebiyet veriyor olabilir ancak Büyükşehir Belediyesi zaten o projelerin birçok yatırımını zaten yatırımcıya yıkıyor. O yatırımları yapmasını şart koşuyor. Bir takım kavşak düzenlemeleri, girişler, çıkışlar yaptırılıyor. Yatırımcılar üzerinde böyle bir yük var. Kentsel dönüşümle böyle bir problemin önüne geçebiliriz ama bugünden yarına hissedilebilecek bir şey değil. 15-20 yıl içerisinde özellikle merkezi alanlarda yapılan dönüşümlerde bir miktar rahatlamalar olabilir. Kentsel dönüşüm uygulamaları önümüzdeki süreçte doğru yürütülürse yollar genişleyecek, otopark imkanları artacak, bölgeler rahatlayacak. Bunun yapıldığı çok proje var şu anda.”

Dünya