Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen İstanbul Mobilya Fuarı’nda (İSMOB) mobilya sektöründe tasarımın önemi ve markalaşmaya etkisi tartışıldı.

Tasarım odaklı bir üretimin yüksek katma değer sağladığına vurgu yapılan “Tasarımın Önemi ve Markalaşmaya Etkisi” başlıklı panele Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Genel Sekreteri Abdullah Tuğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Dayanıklı Tüketim, Mobilya ve Orman Ürünleri Sektör Kurulu Başkanı A. Burak Pehlivan, MOSDER Başkanı İsmail Doğan ve TÜYAP Genel Müdürü İlhan Ersözlü katıldı

Türkiye’de kendi fuar merkezine sahip tek özel fuarcılık kuruluşu olan TÜYAP’ın, Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) işbirliğiyle düzenlediği İstanbul Mobilya Fuarı (İSMOB) özel etkinliklerle devam ediyor. Avrasya’nın en büyük, dünyanın en önemli üçüncü mobilya fuarı olan İSMOB’da eğlenceli aktivitelerin yanı sıra mobilya sektörünün bugünü, geleceği ve tasarımın sektördeki gücü tartışıldı.
MOSDER Genel Sekreteri Abdullah Tuğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Tasarımın Önemi ve Markalaşmaya Etkisi” başlıklı panelde, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç Dr. Fatoş Karahasan, MÜSİAD Dayanıklı Tüketim, Mobilya ve Orman Ürünleri Sektör Kurulu Başkanı A. Burak Pehlivan, MOSDER Başkanı İsmail Doğan ve TÜYAP Genel Müdürü İlhan Ersözlü katıldı.

MOSDER Genel Sekreteri Abdullah Tuğlu panelin açılış konuşmasında, İSMOB’un şu an dünyadaki 3. büyük mobilya fuarı olduğunun altını çizdi. Sektörün ihracatının yüzde 25’inin İSMOB’da gerçekleştiğini kaydeden Tuğlu, İSMOB için 41 ülkede road show yaptıkları vurguladı. Tuğlu, “Öncelikle Türk mobilya sektörünün nerede olduğunu anlamamız gerekiyor. Hepimizin sektörümüzü geliştirmek için elimizi taşın altına koymalıyız. Eskiden mobilya bir ihtiyaçtı. Şimdiyse bir yaşam tarzı oldu. TUİK verileri eskiden tüketicinin ortalama 20 – 25 yılda bir mobilya değiştirirken bu sürenin 8,5 yıla düştüğünü gösteriyor. Bu durum mobilya firmalarını müşteri odaklı ve daha esnek üretim yapmaya yöneltti. Daha önce mobilya sektöründe mobilyalar takım mantığıyla üretilirken şimdi tüketicinin taleplerine göre üretim yapılabiliyor” dedi.

“MOBİLYADA DÜNYA LİDERİ OLAN İTALYA’DA YAŞ ORTALAMASI 49 İKEN, TÜRKİYE’DE 29”
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç Dr. Fatoş Karahasan tekstilde kendi markalarımızı ürettiğimiz gibi mobilyada da bunu yapabilecek potansiyele sahip olduğumuza dikkat çekti. Teknolojinin hızla geliştiğini ve Türkiye’nin genç nüfusa sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Karahasan, tasarımda gelişmenin yolunun teknolojiyi bilen gençleri sektöre kazandırmaktan geçtiğini söyledi. Karahasan, “Bugün mobilyada dünya lideri olan İtalya’da yaş ortalaması 49 iken, Türkiye’de 29. Bu bizim için çok önemli bir avantaj. Bununla birlikte ne kadar çok genç işsizliği olursa o kadar çok sorun olacak demek. Gençleri lise yaşlarından itibaren sektöre kazandırmak mobilya sektörünün geleceği için oldukça önemli. Ülkemizde girişimcilere yönelik teşvikler ve destek programları çok başarılı. Gençler girişimciliğe de teşvik ediliyor” dedi. Mobilya sektörü temsilcilerinin Türkiye’nin yüzü olduğunu da belirten Yrd. Doç. Dr. Karahasan, gittikleri her fuarda Türkiye’nin elçisi olmaları gerektiğini kaydetti. Fatoş Karahasan sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizin algısı için hem bir hem de birlik olmalıyız. Profesyonel yönetime ağırlık verip, üniversite iş birliğine önem vermeliyiz. Ülkemizin özel sektöre çok ihtiyacı var. Bir kişi bir şehri değiştirebiliyor”.

“ALMANYA MARKALAŞMA SAYESİNDE BİZİM 5 BİN TL’YE SATMAKTA ZORLANDIĞIMIZ ÜRÜNLERİ 20 BİN TL’YE SATIYOR”
MÜSAD Dayanıklı Tüketim Mobilya Orman Ürünleri Sektör Kurulu Başkanı A. Burak Pehlivan ise piyasalar krize girdiğinde ilk olarak mobilya sektörünün etkilendiğine dikkat çekti. Krizden de ilk çıkan sektörün de yine mobilya olduğunu vurgulayan Pehlivan sözlerine şöyle devam etti: “Mobilya sektörünün her üretim evresi Türkiye’de gerçekleştiriliyor. Bu çok önemli bir artı. Mobilya sosyal kültürün ve ekonomik seviyenin bir neticesi. Her kültür kendi mobilyasını kendi belirliyor” dedi. Dünyada en çok mobilyayı ABD’nin ithal ettiğini kaydeden Pehlivan, Türkiye’nin en çok Libya, Azerbaycan, Lübnan’a satış yaptığını ifade etti. Pehlivan “Bizim daha çok ABD, Almanya, Kanada ve İngiltere gibi en çok mobilya ithal eden ülkelere satış yapmamız lazım. Özellikle büyük pazarların üzerine gitmemiz gerekiyor” dedi. Markalaşmada başarının özgün tasarımlarla elde edildiğine vurgu yapan Pehlivan, “Taklit ve fiyat kırma ile markalaşma ve katma değerli bir rekabet sağlanamıyor. Tıpkı her biri birbirinden tamamen farklı ve özgün olan kar taneleri gibi olmak gerekiyor. Zenginlik farklı olmaktır, yapılmamışı bulup yüksek katma değer sağlamamız ve sanatta lider olmamız gerek. Bugün Almanya markalaşma sayesinde bizim 5 bin TL’ye satmakta zorlandığımız ürünleri 20 bin TL’ye satıyor” dedi.

“2023 İHRACAT HEDEFİMİZİ 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”
MOSDER Başkanı İsmail Doğan ise her şeyden önce taklit ürün üretmekle hiçbir yere gelinemeyeceğinin altını çizdi. Tasarımın öneminin rakamlarla da ortaya çıktığını kaydeden Doğan, sektör tasarıma önem verip katma değeri yüksek ürünler ürettikçe, mobilyanın kilogram fiyatının 2 dolardan 4 dolara çıktığını vurguladı. Doğan ayrıca “Biz katma değeri yüksek ürünler ürettikçe kilogram değerimiz de artıyor. Mobilya sektörü olarak 2023 ihracat hedefimizi 10 milyar dolara çıkardık” dedi.

“ÜRETTİĞİNİZİ PAZARLAYAMAZSANIZ İŞİNİZ ÇOK ZOR”
TÜYAP Genel Müdürü İlhan Ersözlü de şu an İSMOB’da 100 ülkenin sipariş yazdırdığına dikkat çekti. Fuarcılık sektörünün markalaşmaya katkı sağladığında vurgu yapan Ersözlü, dünyanın bir numaralı ihracatçısı Almanya’da 80 civarında fuarcılık firması varken, Türkiye’de ise bu sayının 200’ün üstünde olduğunu kaydetti. Buna rağmen marka olmuş firma sayısının azlığına dikkat çeken Ersözlü sözlerine şöyle devam etti: “Sektör olarak biz de kendimizi anlatamıyoruz. Ben de markalaşmaya daha fazla önem vermek gerektiğine yürekten inanıyorum. Markalaşma yolunda başarılı olmak için kendinizi iyi ifade edip, her yerde görünür olmalı ve pazarlamayı iyi kullanmanız lazım. Fuarcılık bu anlamda en önemli enstrümanlardan biri. Firmaların uluslararası düzeyde kendilerini ifade edebildikleri en önemli alanlar fuarlar. Bugünün şartlarında ürettiğinizi pazarlayamazsanız işiniz çok zor. En kötü zamanlarda bile markalar içine kapanmamalı ve yatırımlara devam ederek pazarlamaya önem vermeli” dedi.