Ünlü isimler bu evlerde yaşıyor. İşte ünlülerin evleri…

Dilek Hanif’in, kızları Dilhan, Hande, köpekleri Mimi ve Lili ile geçen yıl taşındığı Rumelihisarı’ndaki ikinci derece tarihi eser ev, tıpkı ünlü modacının kıyafet tasarımları gibi şık ve zarif ayrıntılara sahip. Klasik çizgileriyle öne çıkan evin dekorasyonunda seçilen renkler ve rafine detaylar, modacının özgün kimliğini ortaya koyuyor. Hanif, bu sıcak evin kapılarını Instyle Home ekibine açtı.

Eve taşınma döneminde çok yoğun çalıştığı için dekorasyon işlerinde doğru adresleri bulma konusunda Vivian Elvaşvili de ona destek olmuş. Evde ağırlıklı olarak A La Turca, Mis en Demeure ve Mudo Concept’ten seçilen mobilya ve aksesuvarlar yer almış. “A La Turka’nın sahibi Erkal, yıllardır tanıdığım, diğer evlerim için de sık sık alışveriş yaptığım, tarzımı çok iyi bilen biri. Bana burası için yolladığı her parça da bir şekilde en doğru yeri buldu” diyor. Salon duvarındaki İtalyan ressamlara ait tablolar, zemindeki kırmızı Uşak halı ve İspanyol koltuklarda olduğu gibi… Fransız ve Osmanlı esintili stilleri bir arada görmeyi sevdiğini belirten Hanif, boş bir mekanı görür görmez bitmiş haliyle hayal edebileceğini söylüyor, “Burada da aynı şey olmuştu” diyor. Mekanlara gösterilen özenin, içinde yaşayanı iyi anlattığına da değinen Hanif, kıyafet tasarımlarındaki özgün stilini evinin dekorasyonuyla gerçekten çok güzel örtüştürmüş.

Moda sektöründe 24 yıldır adından başarıyla söz ettiren Dilek Hanif’in geçtiğimiz ekim ayında taşındığı Rumelihisarı sırtlarındaki evindeyiz. Burası aynı zamanda 1983’te Boğaziçi İmar Planı’nda “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak tespit edilmiş bir ev. Bahçe kapısından, evin chihuahua cinsi sevimli köpekleri Mimi ve Lili’nin havlamaları eşliğinde içeri buyur ediliyoruz. Ardından tüm zarafeti ve sade makyajı ile Dilek Hanif beliriyor karşımızda. Üzerinde kendi tasarladığı beyaz krep elbisesi ile ışıltılı saçıyor etrafa. Markasına ait yeni koleksiyon hazırlıklarının yanı sıra “Dilek Hanif for Koton” markası için çalıştığından yüksek tempolu bir dönemde olduğunu biliyoruz. Paris, Milano, Şangay ve New York arası mekik dokuduğu iş seyahatleri, koleksiyon ve defile hazırlıkları arasında ondan çekim günü almayı başardığımız için kendimizi şanslı sayıyoruz. Konya’dan yeni dönen ünlü modacı, orada da artık bir satış noktası olduğu için mutlu gözüküyor.

400 m2’lik bahçesinde bir de müştemilatı olan dört katlı evin giriş katında; mutfak, yemek odası, misafir tuvaleti ve salon bulunuyor. Üst katta, sofaya açılan bölüm ile kızlarına ait iki yatak odası, bir giyinme odası ve banyo var. Aynı zamanda buranın önünde camla kaplı bir kış bahçesi mevcut. Çatı; yatak odası, banyosu, çalışma ve giyinme alanları ile tamamen Hanif’e göre tasarlanmış. Girişin altındaki kat oturma ve çalışma kısmını bir arada bulunduran, önü verandaya açılan televizyon odası ile depo alanlarına ayrılmış. Bu Boğaz’a bakan oturma katı onların ailece en çok vakti geçirdiği kısım…

Evin renkleri ve kumaşları konusunda son derece hassas davrandığını belirtiyor Hanif. Giriş ve üst katları içinde yeşil bulunan griyle, alttaki oturma odasını kendisine çok iyi his verdiğinden lacivertle renklendirdiğini belirtiyor. A Day of Design’dan seçtiği keten, kadife ve ipek kumaşlarla da salonunda sıcak bir atmosfer yaratmış. Buraya taşındığında ilk işi duvarların rengini değiştirmek ve eski meşe zemine sistre yaptırmak olmuş.Salonun girişindeki İspanyol ahşap yemek masasında çok sevdiği bleu-blanc koleksiyonlarını, ciltli moda ve dekorasyon kitaplarını sergilemiş. Evlerin girişinde bu tarz masaların olmasını sevdiğini söylüyor: “Neyse ki burada böyle bir alanım vardı. Yemek odasının salondan bağımsız olmasını özellikle bu yüzden istemiştim” diyor. Evin muhteşem Boğaz manzarasını kesmemek için salonda hiç kapatmadığı beyaz storlar ve sadece yanlardan yere dökümlü gri kadife dekoratif amaçlı perdeler tercih etmiş. “Perdeleri kapatmak bu eve haksızlık olur” diyor haklı olarak.

Happily Ever After’ın sahipleri Ayşe ve Taner Kucuroğlu çiftinin çocukları, Suna, Kemal, Osman, Cenk ve Selma ile yaşadıkları Bebek’teki renkli apartman dairesi neşeli detaylarıyla bir masal evinden farksız. 7 kişilik aile, o masal evin kapılarını InStyle Home dergisine açtı.

Taner ve Ayşe Kucuroğlu, 12 yıl önce evlendiklerinde taşınmışlar çok sevdikleri Bebek Cevdet Paşa Caddesi’ne. Burası onların aynı semtte yaşadıkları üçüncü ev. Çiftin 10 yıl önce kurdukları, ünlü bir müdavim kitlesine sahip Happily Ever After’ın da bu hareketli caddede şimdi oturdukları evin tam karşısında konumlanması, buradan vazgeçememelerinde önemli bir etken tabii.

“Bundan önce Happily Ever After’ın üzerinde bir yalı dairesinde yaşıyorduk. Her yıl aileye yeni bir bireyin katılmasıyla orası bize dar gelmeye başlamış, içine sığamaz olmuştuk” diye söze başlıyor ev sahibesi Ayşe Kucuroğlu. O gün Suna (11), Kemal (9), Osman (7), Cenk (4) okulda olduklarından beklediğimizin aksine oldukça sessiz ve sakin bir evle karşılaşıyoruz. Ama onların güzel enerjisi evin her köşesinde hissediliyor. Ailenin en küçüğü sevimli beş numara Selma (3) ile karşılıyor kapıda bizi Kucuroğlu…

260 m2’lik dört oda, bir salon, bir mutfak, iki banyo ve misafir tuvaletinden oluşan bu büyük ve aydınlık daire, Bebek’in en eski apartmanlarından birinde yer alıyor. Bir zamanlar Gönül Yazar da burada yaşamış. “Bana evin uğurlu olduğunu, yıllar önce Bebek Gazinosu’ndaki işine benim gibi yürüyerek gittiğini anlatmıştı. Bu semt bana çok sevdiğim New York’un Tribeca’sını hatırlatır. Bebek Parkı bizim arka bahçemiz gibi” diye anlatmayı sürdürüyor.

Kucuroğlu ailesinin hafta sonu akrabaları ile yaptıkları brunch’lar özelmiş. “Mutfağa geçer ve dünyanın herhangi bir mutfağından beni uğraştıran yemekler yaparım” diyor. Bazen çocukların arkadaşlarının da onlarda kalmasıyla evde çocuk nüfusunun ikiye katlandığını ekliyor sonra: “Ama 9’da herkes yatakta olur. İşte o zaman eşimle film izleme veya okuma saatleri başlıyor.” Geleneksel bir aileden geldiği için çocukların aynı odada yatması taraftarıymış o. “Çok odalı bir evim olsa da durum değişmezdi. Sadece Suna’nın odası o artık bir genç kız olduğu için ayrı” diyor.

Ayşe Kucuroğlu, Happily Ever After’daki yoğun koşturmasının yanı sıra 2,5 yıldır Vatan Gazetesi’nde şehir yaşamına ve modaya dair yazılar yazıyor. Modaya olan merakı çocukluk yıllarında Barbie bebeklerine kıyafet dikerek başlamış. “Kızım Suna da benim izimde gidecek sanırım” diyor gülerek. Çocuklar erkenden okulun yolunu tutunca evin çok sessizleştiğini ve bu durumdan çok da hoşnut kalmadığını ekliyor ardından: “Onlarından ardından kendimi Happily’ye atar, orada günlük rutin işlerime dalarım…” Feng Shui’ye inandığını ve evinde yer yer uyguladığını söylüyor. Evin girişindeki renkli taze çiçekler ve desenli şamdan seçimlerinde olduğu gibi… Salonunda renkler sık sık değişirmiş. Bir duvarı en sevdiği kese kağıdı, diğerini de kiremit rengine boyatmış: “Kiremit rengi Taner Amerika seyahatindeyken oldu. Duyunca her ne kadar endişelense de görünce çok beğenmişti.” Evde dekorasyonla ilgili kararları ortak alıyorlarmış. “O rahatlık ve konfora önem verir, ben de değişken ruh halime göre renklere ve kumaşlara” diye belirtiyor. Salonda boydan boya duvarı kaplayan kitaplıkla ilgili olarak “Ben kitaptan yana zengin bir evde büyüdüm. Her ne kadar şimdiki çocuklar teknoloji içinde doğsalar da ben çocuklarımın büyüdükleri evi kitap ve fırından çıkmış tarçınlı kurabiye kokusuyla hatırlamalarını istiyorum” diyor. Tıpkı onun yaşamında olduğu gibi, tıpkı bizim ileride bu evi hatırladığımızda olacağı gibi…

Ağaoğlu Holding’in patronu Ali Ağaoğlu sahibi olduğu Ataşehir, Andromeda Gold’un 51. katındaki dairesinin kapılarını açtı.

‘Lüks ve yüksek residence’ kategorisinde dünyanın en iyilerinden biri seçilen evi, iç mimar Sezen Ulubay dekore etti.

Ağaoğlu, Avrupa saraylarından esinlenilerek tasarlanan dairesine “Yeni sarayım” diyor.

Ali Ağaoğlu 1.5 ay önce genç sevgilisi Hazal Mesudiyeli’yi bırakıp, eski aşkı Sofia Larin’e dönmüştü

Ali Ağaoğlu ile Hazal Mesudiyeli önceki akşam Bebek Koru Kahve’deydi. Ağaoğlu “Biz hiç ayrılmadık ki. İlişkilerinde istikrarlı bir adamım” dedi.

MCD’nin kurucusu ve Başkanı Esra Oflaz Güvenkaya evinin kapılarını Instyle Home’a açtı.

Esra Oflaz, ailesiyle birlikte şehir merkezinde konumlanan modern bir rezidansın 580 m2’lik apartman dairesinde yaşıyor

360 derece İstanbul ve Boğaziçi manzarasına hakim olan dairenin dış cephesi yekpare cam olarak tasarlanmış.

Aile, evin tüm dekorasyonu ve yaşama uyarlanmasıyla ilgili olarak mimar Eren Yorulmazer ile işbirliği yapmış. Altı oda ve bir salon olarak hazırlanmış yaşam alanlarına kitaplık ve çalışma alanı için bir galeri katı eklenmiş.

Evin tamamında metal renkler tercih edilmiş. Zeminlerde ise mermer kullanılmış.

NTV’nin ekran yüzlerinden Gülay Afşar ile İtaldeko’nun ortaklarından Murat Afşar, oğulları Alihan ve Burak’la yaşadıkları Tarabya sırtlarındaki renkli bahçe katında InStyle Home dergisini ağırladı. İtalyan estetiğinin öne çıktığı, modern tarzda dekore edilmiş ev, neşeli ve sıcak detaylarıyla dikkat çekiyor.

NTV’nin ekran yüzlerinden Gülay Afşar ile İtaldeko’nun ortaklarından Murat Afşar, oğulları Alihan ve Burak’la yaşadıkları Tarabya sırtlarındaki renkli bahçe katında InStyle Home dergisini ağırladı. İtalyan estetiğinin öne çıktığı, modern tarzda dekore edilmiş ev, neşeli ve sıcak detaylarıyla dikkat çekiyor.

18 yıldır içinde olduğu televizyon sektörünün mutfağından kamera önüne varana kadar her basamakta ve birçok önemli işte onun imzası var. “Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunuyum aslında. Televizyon, hiç aklımda yokken tesadüfen hayatıma girdi.

Ama ekonomi alanında ihtisas sahibi olmam, bunun yolunu açmada önemli rol oynadı tabii. Başlangıcım, ekonomi kanalıyla oldu. ‘Sahip olduğun bilgiyi ekranda da konuş’ dediler. Doğaçlama başladım anlayacağınız” diye anlatmayı sürdürüyor keyifle Afşar.

Televizyonun onun, dekorasyonun ise eşinin işi olduğunu belirtiyor. Evin dekorasyonunda söz sahibinin eşi Murat Afşar olduğunu belirtiyor bu yüzden. Evin yenilenme sürecinde İtaldeko’nun ortaklarından mimar Esra Günal da onlara destek vermiş. “Bu evi 40 günlük çalışma ile yaşanır hale getirmişlerdi” diye belirtiyor keyifle.

Çekim günü evde olan Murat Afşar da, 2007’de kurulan dekorasyon mağazası İtaldeko’da mutfak ve banyonun yanı sıra İtalya’nın Poliform, Erba, Ulivi ve Saba gibi önde gelen mobilya markalarını satışa sunulduğunu anlatıyor. Ardından daire içinde yaptıkları değişikliklerden bahsediyor.

Dairenin planı baştan sona değişmiş gözüküyor. Evde ağırlıklı olarak Türkiye distribütörü oldukları Poliform’un mobilyaları yer alıyor. 140 m2’lik bahçe katının üç oda ve üç banyosuna, salona ve antreye açılan geniş bir mutfak eşlik etmiş. “Evin modern çizgisinden ayrılan tek mekanı mutfak oldu. Burayı özellikle country tarzda tercih ettik” diye belirtiyor Murat Afşar.
Beyaz ve siyahın güzel dengelendiği mutfak zeminine, çini taşları ile nostaljik bir görüntü katmak istemişler. Tezgahın yanında kendi tasarımı siyah bir tel dolap yer almış. İçi spotlarla aydınlatılan dolap, mutfağa şık bir görsellik katmış. “Mutfak çok önemliydi. Ailece en çok vakit geçirdiğimiz yer burası çünkü” diye belirtiyor Murat Afşar. O da eşi gibi yemek yapmaya ve evde misafir ağırlamaya meraklı biri anlaşılan.

Gri-mavi ile renklendirilmiş salon duvarlarında çiftin ortak tutkusu olan renkli tablolar yer almış. Neş’e Erdok, Komet, Sabri Berkel ve Necdet Kalay gibi çağdaş Türk ressamlarına Contemporary Art Fuarı’ndan aldıkları Dominique Barreau tabloları eşlik etmiş. “Ben evi tamamen beyaz hayal ederken, Murat duvarlara renk vermek konusunda beni ikna etmeyi başardı. Beyazın küçük mekanları büyük göstereceğini düşünürdüm hep. Ama bu tabu kafamda çıkan sonuçla tamamen yıkıldı” diye belirtiyor Gülay Afşar.

Evde malzeme olarak carrara mermer, gri parlak lake ahşap ve meşe tercih edilmiş. Bunlara ham gri keten kumaşlı kanepeler ve çizgili perdeler eşlik etmiş. “Renkli mobilya ve aksesuvarları öne çıkarmanın en iyi yolu duvarda mat renk kullanmaktır” diye tüyo vermeyi de ihmal etmiyor Murat Afşar. Gerçekten de bu duvar rengi; mor, turuncu ve narçiçeği obje ve aksesuvarlara güzel fon oluşturmuş.

Peki bir ev günleri nasıl geçiyor diye merak ediyoruz…
Gülay Afşar, oğullarını okula uğurlamak için erken kalktığını söylüyor. Kahvaltı sırasında televizyon daima açık oluyormuş. “Ağırlıklı olarak haber kanallarını izlerim. Tabii sabah gazeteler yanımda olmak kaydıyla” diye belirtiyor. O gün programında ağırlayacağı konuğuyla ilgili bilgileri ders çalışır gibi üzerinden geçerek kanalın yolunu tuttuğunu söylüyor.

İşini keyifle ve tutkuyla yapan biri olduğu her halinden o kadar belli ki. Ekran önünde olduğu için devamlı formunu korumak zorunda. “Kahvaltımı çok sıkı ve iyi yaparım. Meyve ve peynirsiz tek günüm geçmez” diyor. Haftada iki gün pilates yapmaya gayret ediyor. Yoğun iş tempoları olduğu için evlerinde huzurlu ve rahat bir atmosfer yaratmaya önem vermiş bir çift onlar. İyi müzik ve şık hazırlanmış samimi bir sofra evde olmazsa olmazı ikisinin de…

Galatasaraylı basketbolcu Kerem Gönlüm ile eşi Elif Gönlüm, İstinye sırtlarındaki 4 katlı, 600 metrekarelik villanın kapısını Instyle Home Dergisi’ne açtı.

Elif Gönlüm ‘Çocuklardan sonra Ulus’taki evimize sığamadık. Buraya taşındık. Aslında şu an ara yerdeyiz.

Çünkü Kemerburgaz’da yapımı devam eden evimiz henüz bitmedi ’diyor.

Elif Gönlüm çatı katını çalışma ofisi haline getirmiş. Burada şiirler yazıyor, nefes terapisi üzerine çalışmalar yapıyor

Şarkıcı-oyuncu YEŞİM SALKIM ve oyuncu HAKAN ERATİK çifti, kızları GİZEM ve ADA ile Sarıyer Maden’de yeşillikler içinde bir bahçe dubleksi seçmişler yaşamak için. Çok hızlı karar verip taşındıkları evin tüm dekorasyon işlerini kendi yaptığını anlatan Salkım, burayı görür görmez içinin ısındığını ve aile hayatları için ideal bulduğunu söylüyor.

Yeşim Salkım ve Hakan Eratik çifti bir yıl önce taşınmışlar Sarıyer Maden’deki bu eve. “Daha önce Demirciköy’deydik. İşlerimizin yoğunluğundan dolayı şehre daha yakın olalım dedik. Emlakçı aracılığı ile 3 günde evi bulduk ve hemen taşındık. Zaten içi tertemizdi,” diye söze başlıyor o gün dizi setinden eve gelen Salkım. Şu sıralar reytingleri çok iyi giden, Fox TV’nin Kocamın Ailesi adlı dizisinde Şeniz adlı bir karaktere hayat veriyor. Bir apartman ve birbirine zıt iki ailenin kendi halindeki eğlenceli halleri anlatılıyor bu dizide. Yakında sözlerini Barlas Erinç ve Bora Duran’ın yazdığı iki single da yoldaymış.

Yazı şehirdışı konserlerinden dolayı oldukça tempolu geçirdiğini söylüyor. Bir de Geleceğimizin Çocukları Vakfı’nın üyelerinden o. “Konu çocuklar olunca akan sular durur,” diyor ve toplumu bu konuda daha duyarlı olmaya davet ediyor. “Başta korunmaya muhtaç çocukların eğitimleri olmak üzere, her yaştan insanımızı yeniden topluma kazandırmak yönünde gereken her türlü yatırımı yapmayı ve tüm gerekli olanakları sağlamayı amaçlıyoruz vakıf olarak,” diye belirtiyor. Böylesine sakin bir siteden ev seçmesi de belki biraz bu yoğun temposundan. “Şehir dışında konsere gittiğimde hemen buraya dönmek isterim,” diyor.

180 m2’lik bahçe dubleksi evin alt katında salon, mutfak, misafir tuvaleti ve yardımcı odası yer alıyor. Üst katta ise, içinde banyosu bulunan 4 yatak odasına, 1 giyinme odası ve ortak kullanımlı 1 banyo eşlik ediyor. Evin dekorasyonu ile kendi ilgilenmiş. Salonun geneline hakim beyaz duvarlara, gri, bej ve çiçek desenli keten kumaşlı oturma grupları eşlik etmiş. Kırık beyaz seramik taşla kaplı salonun serinlik hissi verdiğini belirtiyor.

“Alerjim olduğundan halı meraklısı da olamadım pek öyle. Evde az ve öz eşya, açık renk görmeyi tercih ederim. Biraz titiz olduğumu söylemeliyim. Buranın belli bir tarzı yok. Evi içimden geldiği gibi döşedim. İçinde klasik de var modern de… Kısacası sevdiğim her şey,” diyor tüm samimiyeti ile Salkım. Çiftin eve taşınır taşınmaz yaptıkları ilk iş, salona boydan boya cam kapaklı bir kitaplık tasarlatmak olmuş. “Hakan’ın da benim de kitaplarla arası iyidir. Ama dağınık görüntüde olmamalı,” diyor gülerek. Evdeki özel yapım ahşap mobilyalara ağırlıklı Mudo Concept, Pabetland ve IKEA’dan alınanlar eşlik etmiş. Tabloların ve heykellerin eve anlam ve hikaye kattığını söylüyor.

Salonda asılı ressam Ziani’nin Bedevi bir çöl düğününü resmettiği ihtişamlı tablosuna bakarken nasıl hayaller kurduğunu da öğreniyoruz. “Anlatımı ve dans eden kadınlar çok etkimişti beni ilk gördüğümde,” diyor bu Dubai’den gelen tablo için. Yurtdışı seyahatlerinden aldığı hayvan figürlü bibloları, bronz heykelleri ve Fabergé kristal paskalya yumurtaları, gözde aksesuarlarından. Evde en önem verdiği kurallardan biri, ailecek yenilen yemekler. Bu konuda asla taviz veremeyeceğini söylüyor. Arnavut göçmeni bir aileden geliyormuş. Tüm dünya mutfaklarından yemekler yaptığını, herkesin aşçılığını beğendiğini söylüyor.

İlk evliliğinden olan kızı Gizem de (24) aşçılık eğitimi almaya karar vermiş Amerika’daki aldığı tiyatro ve psikoloji eğitiminden sonra. “Mutfak alışverişini kimseye bırakmam öyle kolay kolay,” diyor neşeyle. Sonrasında eşiyle beraber film izleme seansı geliyormuş. Dalgaları Aşmak en beğendikleri filmlerdenmiş. O filmin geçtiği İskoçya’yı da belki bu yüzden çok seviyorlar. “Bir de San Francisco var,” diyor gözleri parlayarak. Yoğun iş temposu arasına sığdırdığı kısa seyahatleri, ev işleri, çocukları ve eşine ayırdığı özel saatleri ile hayattan keyif almasını bilen ve her yere yetişen enerjik bir kadın portresi çiziyor Salkım karşımızda.

İlk evliliğinden olan kızı Gizem de (24) aşçılık eğitimi almaya karar vermiş Amerika’daki aldığı tiyatro ve psikoloji eğitiminden sonra. “Mutfak alışverişini kimseye bırakmam öyle kolay kolay,” diyor neşeyle. Sonrasında eşiyle beraber film izleme seansı geliyormuş. Dalgaları Aşmak en beğendikleri filmlerdenmiş. O filmin geçtiği İskoçya’yı da belki bu yüzden çok seviyorlar. “Bir de San Francisco var,” diyor gözleri parlayarak. Yoğun iş temposu arasına sığdırdığı kısa seyahatleri, ev işleri, çocukları ve eşine ayırdığı özel saatleri ile hayattan keyif almasını bilen ve her yere yetişen enerjik bir kadın portresi çiziyor Salkım karşımızda.

İlk evliliğinden olan kızı Gizem de (24) aşçılık eğitimi almaya karar vermiş Amerika’daki aldığı tiyatro ve psikoloji eğitiminden sonra. “Mutfak alışverişini kimseye bırakmam öyle kolay kolay,” diyor neşeyle. Sonrasında eşiyle beraber film izleme seansı geliyormuş. Dalgaları Aşmak en beğendikleri filmlerdenmiş. O filmin geçtiği İskoçya’yı da belki bu yüzden çok seviyorlar. “Bir de San Francisco var,” diyor gözleri parlayarak. Yoğun iş temposu arasına sığdırdığı kısa seyahatleri, ev işleri, çocukları ve eşine ayırdığı özel saatleri ile hayattan keyif almasını bilen ve her yere yetişen enerjik bir kadın portresi çiziyor Salkım karşımızda.

Eski Türkiye güzeli Özlem Kaymaz’ın çocukları Tara(16), Daniel(12) ve DANTE(5) ile yaşadığı Beykoz Acarkent’teki müstakil villadayız. Kraliçe, geçen yıl taşındığı ve tamamen kendi dekore ettiği bu evi sanat zevki, pozitif hayat felsefesi ve üç meleği ile öyle ışıltılı bir diyar yapmış ki etkilenmemek mümkün değil.

15 yıl yaşadığı Hollanda’dan üç çocuğu ile geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye dönme kararı alan Kaymaz, Acarkent’te huzurlu bir hayat kurmuş kendine. Burayı seçmesinde okul çağındaki çocuklarına, orada alışık oldukları pratik ve konforlu yaşamı aratmamak öncelikli olmuş. “İstanbul’a döndüğümde, farklı bir kültürde doğup büyümüş çocuklarımın zorluk yaşamasını istemedim. Hollanda’nın ütopik ama bir kadar da turistik güzel bir köyünde yaşıyorduk. Okullarının yakında olması çok önemliydi bu yüzden. Şimdi hepsi burada olmaktan mutlu,” diye anlatmaya başlıyor mutfağında kendi yaptığı meşhur çikolatalı cheesecake’ini dilimlerken. Bu arada yeni açılan İtalyan Koleji’nin fahri elçiliğini üstlenmiş olduğunu söylüyor eski bir İtalyan Kolejli olarak. “Eğitimin çok üzerinde duran biriyim. Benim de vizyonumu şekillendiren bu kültürü Türk çocuklarının tanıması ve lisana daha hakim olmaları için bir boşluğu dolduran iyi ve doğru bir eğitim yuvası olarak görüyorum,” diye belirtiyor.